bağlamak
Türkçe → İngilizce: bağlamak
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleShe ascribes her success to luck. Başarısını şansa bağlıyor. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | wrap up sth phrasal verb Örnek cümleThe chair wrapped up the meeting with a short summary. Başkan toplantıyı kısa bir özetle bağladı. |
| 3 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | tie down sb phrasal verb Örnek cümleMany young people do not want to be tied down by a long-term contract. Pek çok genç uzun vadeli bir sözleşmeyle kendini bağlamak istemiyor. |
| 4 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | plug in sth phrasal verb Örnek cümleElectric cars can be plugged in at home overnight. Elektrikli araçlar gece boyunca evde prize takılabilir. |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | hook up sth phrasal verb Örnek cümleThe patient was hooked up to a heart monitor. Hasta bir kalp monitörüne bağlandı. |
Anlamında "bağlamak" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleShe attributes her success to hard work. Başarısını sıkı çalışmaya bağlıyor. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleYou can always count on me. Bana her zaman güvenebilirsin. |
| 3 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | count on sb/sth phrasal verb Örnek cümleSmall farmers cannot count on regular rainfall any more. Küçük çiftçiler artık düzenli yağışa güvenemiyor. |
| 4 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | bank on sth phrasal verb Örnek cümleThe tourism industry is banking on a busy summer season. Turizm sektörü yoğun bir yaz sezonuna bel bağlıyor. |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | provide for sb/sth phrasal verb Örnek cümleThe new law provides for free medical care for children under five. Yeni yasa beş yaş altı çocuklar için ücretsiz sağlık hizmetini öngörüyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.