border
İngilizce → Türkçe: border
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleWe crossed the border into Greece. Sınırı geçip Yunanistan'a girdik. |
"border" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThere's a long queue at the border crossing. Sınır kapısında uzun bir kuyruk var. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb border on sth phrasal verb | (bir duruma) varacak kadar yaklaşmak, …e yakın olmak; (bir ülkeye) komşu olmak Akademik karşılığı: verge on; approach Örnek cümleHis confidence sometimes borders on arrogance. Özgüveni bazen kibre varacak kadar ileri gidiyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.