konuşmak
Türkçe → İngilizce: konuşmak
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel konuşmak (dil) | Örnek cümleDo you speak English? İngilizce konuşuyor musun? |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleWe talk on the phone every day. Her gün telefonda konuşuruz. |
Anlamında "konuşmak" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleDon't mumble — speak clearly. Mırıldanma, açık konuş. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleThe baby babbled happily. Bebek mutlu mutlu agucuk yaptı. |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümleHe drawled his words. Kelimeleri uzatarak konuştu. |
| 4 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleCan I have a word with you after class? Dersten sonra seninle biraz konuşabilir miyim? |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (bir konuda) uzun uzun konuşmak | Örnek cümleHe held forth on politics all evening. Bütün akşam siyaset hakkında uzun uzun konuştu. |
| 6 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleDon't talk down to me. Benimle tepeden konuşma. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleThe lecturer droned on for two hours. Hoca iki saat boyunca tekdüze şekilde konuştu. |
| 8 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (özellikle bir haksızlığa karşı) açıkça konuşmak Akademik karşılığı: protest | speak out (against sth) phrasal verb Örnek cümleA growing number of scientists are speaking out against the new policy. Giderek artan sayıda bilim insanı yeni politikaya karşı açıkça sesini yükseltiyor. |
| 9 | Phrasal Verb | Phrasal Verb daha yüksek sesle konuşmak; (biri, bir şey için) sesini çıkarmak Akademik karşılığı: speak louder; advocate | speak up phrasal verb Örnek cümleEmployees are often afraid to speak up about unsafe working conditions. Çalışanlar çoğu zaman güvensiz çalışma koşulları hakkında sesini çıkarmaktan korkar. |
| 10 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | talk over sth phrasal verb Örnek cümleThe couple talked over their options before making a decision. Çift bir karar vermeden önce seçeneklerini enine boyuna konuştu. |
| 11 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | hold forth (on sth) phrasal verb Örnek cümleAt dinner, the professor held forth on the history of the city. Yemekte profesör şehrin tarihi hakkında uzun uzun konuştu. |
| 12 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (birinin, bir grubun) adına konuşmak, temsil etmek; (bir şeyin) kanıtı olmak Akademik karşılığı: represent | speak for sb/sth phrasal verb Örnek cümleThe union claims to speak for all workers in the industry. Sendika sektördeki tüm işçiler adına konuştuğunu iddia ediyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.