var
İngilizce → Türkçe: var
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel var sözcük |
Anlamında "var" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThey have a long-standing rivalry. Uzun süredir devam eden bir rekabetleri var. |
| 2 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWhat's the point of waiting? Let's go. Beklemenin ne anlamı var? Hadi gidelim. |
| 3 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleLosing that job was a blessing in disguise. O işi kaybetmek aslında hayırlı oldu. |
| 4 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI have my doubts about the plan. Plan konusunda şüphelerim var. |
| 5 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThere is a growing body of evidence that exercise helps. Egzersizin faydalı olduğuna dair giderek artan kanıtlar var. |
| 6 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt is worth noting that the sample was small. Örneklemin küçük olduğunu belirtmekte fayda var. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb yaşamaya, var olmaya devam etmek; (live on sth) …ile geçinmek Akademik karşılığı: survive; subsist on | live on phrasal verb Örnek cümleThe scientist's ideas lived on long after her death. Bilim insanının fikirleri, ölümünden çok sonra da yaşamaya devam etti. |
| 8 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | knuckle down (to sth) phrasal verb Örnek cümleWith exams approaching, the students knuckled down to their revision. Sınavlar yaklaşırken öğrenciler tekrarlarına var güçleriyle koyuldu. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.