yüksek
Türkçe → İngilizce: yüksek
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleMy brother is very tall. Ağabeyim çok uzun boylu. İpucu: İnsanlar ve binalar için “tall”, nesneler için “long”. |
Anlamında "yüksek" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThe music is too loud. Müzik çok yüksek. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleHe's doing a master's degree in London. Londra'da yüksek lisans yapıyor. |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümlePrices double in high season. Yüksek sezonda fiyatlar iki katına çıkar. |
| 4 | Genel | Genel | Örnek cümleThey live in a high-rise building. Yüksek katlı bir binada yaşıyorlar. |
| 5 | Genel | Genel | Örnek cümleParents often have high expectations. Ebeveynlerin çoğu zaman yüksek beklentileri olur. |
| 6 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOur teacher told us to reach for the stars. Öğretmenimiz yüksek hedefler koymamızı söyledi. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb daha yüksek sesle konuşmak; (biri, bir şey için) sesini çıkarmak Akademik karşılığı: speak louder; advocate | speak up phrasal verb Örnek cümleEmployees are often afraid to speak up about unsafe working conditions. Çalışanlar çoğu zaman güvensiz çalışma koşulları hakkında sesini çıkarmaktan korkar. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.