yakın
Türkçe → İngilizce: yakın
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleIt was an intimate dinner with close friends. Yakın arkadaşlarla samimi bir akşam yemeğiydi. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleAn announcement is imminent. Bir duyuru eli kulağında. |
Anlamında "yakın" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleOur neighbours are friendly. Komşularımız cana yakın. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleHere are the most recent results. İşte en son sonuçlar. |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümleShe's been my close friend since school. Okuldan beri yakın arkadaşım. |
| 4 | Genel | Genel | Örnek cümleOur new neighbour is very affable. Yeni komşumuz çok cana yakın. |
| 5 | Genel | Genel | Örnek cümleThe plan is under public scrutiny. Plan kamuoyunun yakın incelemesi altında. |
| 6 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (bir duruma) varacak kadar yaklaşmak, …e yakın olmak; (bir ülkeye) komşu olmak Akademik karşılığı: verge on; approach | border on sth phrasal verb Örnek cümleHis confidence sometimes borders on arrogance. Özgüveni bazen kibre varacak kadar ileri gidiyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.