be
İngilizce → Türkçe: be
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleI am a student. Ben bir öğrenciyim. İpucu: Çekimi düzensizdir: am / is / are, geçmişte was / were. |
"be" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleEU law includes the right to be forgotten. AB hukuku unutulma hakkını içeriyor. |
| 2 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm really into photography. Fotoğrafçılığa çok meraklıyım. |
| 3 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleTo be honest, I didn't like the film. Dürüst olmak gerekirse filmi beğenmedim. |
| 4 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleAre you aware of the risks? Risklerin farkında mısın? |
| 5 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWe're not allowed to use phones in class. Sınıfta telefon kullanmamıza izin verilmiyor. |
| 6 | Kalıp | Kalıp | …mesi gerekiyor (beklenti) Örnek cümleYou're supposed to wear a helmet. Kask takman gerekiyor. |
| 7 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleMany students are in debt after university. Birçok öğrenci üniversiteden sonra borçlu. |
| 8 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleCars are responsible for much of the pollution. Kirliliğin büyük kısmından arabalar sorumlu. |
| 9 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt could be argued that exams are outdated. Sınavların modasının geçtiği ileri sürülebilir. |
| 10 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleTell me everything — I'm all ears. Her şeyi anlat, can kulağıyla dinliyorum. |
| 11 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI would be grateful if you could send me a brochure. Bana bir broşür gönderirseniz minnettar olurum. |
| 12 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleYou're entitled to a full refund. Tam para iadesine hakkınız var. |
| 13 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleTo be fair, he did apologise. Hakkını vermek gerekirse, özür diledi. |
| 14 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI am of the opinion that exams should be shorter. Sınavların daha kısa olması gerektiği görüşündeyim. |
| 15 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI was deeply moved by the film. Filmden çok duygulandım. |
| 16 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI was taken aback by his rudeness. Kabalığı karşısında şaşırıp kaldım. |
| 17 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'll leave early to be on the safe side. Ne olur ne olmaz, erken çıkacağım. |
| 18 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleBe that as it may, we must decide today. Her ne kadar öyle olsa da bugün karar vermeliyiz. |
| 19 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt could be contended that technology isolates us. Teknolojinin bizi yalnızlaştırdığı ileri sürülebilir. |
| 20 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt remains to be seen whether the plan works. Planın işe yarayıp yaramayacağını zaman gösterecek. |
| 21 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWe're on the same wavelength. Aynı frekanstayız. |
| 22 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe powers that be have decided. Yetkililer karar verdi. |
| 23 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm afraid that won't be possible this week. Korkarım bu hafta mümkün olmayacak. |
| 24 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt might be worth checking the figures again. Rakamları tekrar kontrol etmek faydalı olabilir. |
| 25 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleTo be perfectly honest, I'm disappointed. Tamamen dürüst olmak gerekirse, hayal kırıklığına uğradım. |
| 26 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleHim, on time? That'll be the day! O mu, zamanında mı? O günü de görürsek! |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.