biriktirmek
Türkçe → İngilizce: biriktirmek
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleHe collects old stamps. Eski pul biriktiriyor. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | put aside sth phrasal verb Örnek cümleThe two parties put aside their differences to pass the budget. İki parti bütçeyi geçirmek için anlaşmazlıklarını bir kenara bıraktı. |
| 3 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | run up sth phrasal verb Örnek cümleThe company ran up huge debts during its rapid expansion. Şirket hızlı büyümesi sırasında büyük borçlar biriktirdi. |
Anlamında "biriktirmek" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI'm saving up for a new laptop. Yeni bir dizüstü bilgisayar için para biriktiriyorum. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (bir şey için) para biriktirmek Akademik karşılığı: save; accumulate | save up (for sth) phrasal verb Örnek cümleMany young couples save up for years to buy a home. Pek çok genç çift ev almak için yıllarca para biriktiriyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.