Netfener

durmak

Türkçe → İngilizce: durmak

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

Don't slouch at your desk.

Masanda kambur oturma.

2Phrasal Verb
cut out sth phrasal verb
Örnek cümle

Her doctor advised her to cut out sugary drinks completely.

Doktoru ona şekerli içecekleri tamamen bırakmasını önerdi.

3Phrasal Verb
(araç) durmak, yanaşmak; (sth) yukarı çekmek, kökünden sökmek

Akademik karşılığı: stop; uproot

pull up phrasal verb
Örnek cümle

A police car pulled up outside the building.

Binanın önünde bir polis arabası durdu.

Anlamında "durmak" geçen terimler

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

Stand up, please.

Ayağa kalkın, lütfen.

2Genel
Örnek cümle

Behave yourself at the party!

Partide uslu dur!

3Kalıp
Örnek cümle

She keeps her colleagues at arm's length.

İş arkadaşlarına mesafeli duruyor.

4Kalıp
Örnek cümle

She's always singing his praises.

Onu sürekli övüp duruyor.

5Phrasal Verb
(bir konunun) üzerinde uzun uzun durmak, takılıp kalmak

Akademik karşılığı: linger over

dwell on sth phrasal verb
Örnek cümle

The novel dwells on the narrator's childhood memories.

Roman, anlatıcının çocukluk anıları üzerinde uzun uzun duruyor.

6Phrasal Verb
(zor zamanda) desteklemek, yanında olmak; (sözünün) arkasında durmak

Akademik karşılığı: support; uphold

stand by sb/sth phrasal verb
Örnek cümle

The newspaper stood by its report despite pressure from the government.

Gazete hükümetin baskısına rağmen haberinin arkasında durdu.

7Phrasal Verb
(güçlü birine) karşı durmak; (bir şeye) dayanmak

Akademik karşılığı: resist; withstand

stand up to sb/sth phrasal verb
Örnek cümle

Few journalists dared to stand up to the regime.

Rejime karşı durmaya cesaret eden gazeteci azdı.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.