Netfener

iyi

Türkçe → İngilizce: iyi

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

I'm fine, thanks.

İyiyim, teşekkürler.

2Genel
Örnek cümle

This is a good book.

Bu iyi bir kitap.

3Genel
Örnek cümle

I don't feel well.

Kendimi iyi hissetmiyorum.

Anlamında "iyi" geçen terimler

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

It's very kind of you.

Çok naziksiniz.

2Genel
Örnek cümle

I feel better today.

Bugün kendimi daha iyi hissediyorum.

3Genel
Örnek cümle

She's my best friend.

O benim en iyi arkadaşım.

4Genel
Örnek cümle

Exercise improves your well-being.

Egzersiz genel iyiliğini artırır.

5Genel
Örnek cümle

She has a good rapport with her students.

Öğrencileriyle iyi bir uyumu var.

6Genel
Örnek cümle

She's an articulate speaker.

Kendini iyi ifade eden bir konuşmacı.

7Genel
Örnek cümle

He's well-informed about politics.

Siyaset konusunda iyi haberdar.

8Genel
Örnek cümle

It's a well-written story.

İyi yazılmış bir hikâye.

9Genel
Örnek cümle

They gave us a voucher as a goodwill gesture.

İyi niyet jesti olarak bize bir hediye çeki verdiler.

10Genel
Örnek cümle

Luckily, the tumour was benign.

Neyse ki tümör iyi huyluydu.

11Kalıp
Örnek cümle

Bye, take care!

Hoşça kal, kendine iyi bak!

12Kalıp
Örnek cümle

She did well in her exams.

Sınavlarında başarılı oldu.

13Kalıp
Örnek cümle

That's a good point — I hadn't thought of that.

İyi bir noktaya değindin, bunu düşünmemiştim.

14Kalıp
Örnek cümle

The two boys get on like a house on fire.

İki çocuk çok iyi anlaşıyor.

15Kalıp
Örnek cümle

We negotiated in good faith.

İyi niyetle müzakere ettik.

16Kalıp
Örnek cümle

I'd rather not talk about it.

Bunun hakkında konuşmasam daha iyi.

17Kalıp
Örnek cümle

I'm still on good terms with my ex.

Eski sevgilimle aram hâlâ iyi.

18Phrasal Verb
Örnek cümle

I get on well with my sister.

Kız kardeşimle iyi geçiniyorum.

19Phrasal Verb
get along phrasal verb
Örnek cümle

We get along really well.

Gerçekten iyi anlaşıyoruz.

20Phrasal Verb
(problemi) çözmek; hesaplamak; (plan) geliştirmek; (work out) iyi sonuçlanmak

Akademik karşılığı: solve; calculate

work out sth phrasal verb
Örnek cümle

Scientists worked out the age of the rock by measuring its radioactive elements.

Bilim insanları kayanın yaşını radyoaktif elementlerini ölçerek hesapladı.

21Phrasal Verb
(biriyle) iyi geçinmek, anlaşmak

Akademik karşılığı: be on good terms

get along (with sb) phrasal verb
Örnek cümle

Children who get along with their classmates tend to enjoy school more.

Sınıf arkadaşlarıyla iyi geçinen çocuklar okuldan daha çok keyif alma eğilimindedir.

22Phrasal Verb
(biriyle) iyi geçinmek; (bir işe) devam etmek

Akademik karşılığı: be on good terms; continue

get on with sb/sth phrasal verb
Örnek cümle

After the interruption, the committee got on with its work.

Aradan sonra komite çalışmasına devam etti.

23Phrasal Verb
(biriyle) hemen kaynaşmak, iyi anlaşmak

Akademik karşılığı: get along well

Örnek cümle

The two scientists hit it off at a conference and later wrote a book together.

İki bilim insanı bir konferansta hemen kaynaştı ve sonra birlikte bir kitap yazdı.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.