Netfener

run

İngilizce → Türkçe: run

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

I run in the park every morning.

Her sabah parkta koşarım.

2Genel
Örnek cümle

She runs a small hotel.

Küçük bir otel işletiyor.

"run" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

The neighbourhood was run-down twenty years ago.

Mahalle yirmi yıl önce bakımsızdı.

2Genel
Örnek cümle

We did a trial run before the launch.

Lansmandan önce bir deneme çalışması yaptık.

3Kalıp
Örnek cümle

Studying every day pays off in the long run.

Her gün çalışmak uzun vadede karşılığını verir.

4Kalıp
gecikmek (programdan)
Örnek cümle

Sorry, I'm running a bit late.

Kusura bakma, biraz gecikiyorum.

5Kalıp
Örnek cümle

You run the risk of losing everything.

Her şeyi kaybetme riskini göze alıyorsun.

6Kalıp
Örnek cümle

The doctor is running behind today.

Doktor bugün gecikiyor.

7Kalıp
Örnek cümle

Let the illness run its course.

Hastalığın doğal seyrini tamamlamasına izin ver.

8Kalıp
(fikrini almak için) birine danışmak
Örnek cümle

Let me run it by my manager.

Müdürüme bir danışayım.

9Phrasal Verb
Örnek cümle

We've run out of milk.

Sütümüz bitti.

10Phrasal Verb
run into phrasal verb
Örnek cümle

I ran into my old teacher at the market.

Pazarda eski öğretmenime rastladım.

11Phrasal Verb
run out (of sth) phrasal verb
tükenmek; (…in) tükenmek, (…i) kalmamak

Akademik karşılığı: exhaust; expire

Örnek cümle

The expedition had to return early because it ran out of fresh water.

Keşif ekibi temiz suyu tükendiği için erken dönmek zorunda kaldı.

12Phrasal Verb
run down phrasal verb
Örnek cümle

The government was accused of running down public services.

Hükümet kamu hizmetlerini zayıflatmakla suçlandı.

13Phrasal Verb
run away phrasal verb
kaçmak, terk etmek; (run away from sth) (sorundan) kaçmak

Akademik karşılığı: flee; escape

Örnek cümle

Governments cannot run away from the problem of climate change.

Hükümetler iklim değişikliği sorunundan kaçamaz.

14Phrasal Verb
run up sth phrasal verb
Örnek cümle

The company ran up huge debts during its rapid expansion.

Şirket hızlı büyümesi sırasında büyük borçlar biriktirdi.

15Phrasal Verb
run off phrasal verb
(su) akıp gitmek; kaçmak; (sth) çoğaltmak, basmak

Akademik karşılığı: drain; flee

Örnek cümle

On paved surfaces, rainwater runs off instead of entering the ground.

Kaplanmış yüzeylerde yağmur suyu toprağa girmek yerine akıp gider.

16Phrasal Verb
run over (sth) phrasal verb
(süreyi) aşmak; (araç) çiğnemek; (sth) hızlıca gözden geçirmek

Akademik karşılığı: exceed; review

Örnek cümle

The meeting ran over by an hour because of the long debate.

Uzun tartışma yüzünden toplantı bir saat uzadı.

17Phrasal Verb
run behind phrasal verb
(programın) gerisinde kalmak, gecikmek

Akademik karşılığı: be delayed

Örnek cümle

The construction of the new bridge is running behind schedule.

Yeni köprünün inşaatı programın gerisinde kalıyor.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.