çıkarmak
Türkçe → İngilizce: çıkarmak
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThe band released a new album. Grup yeni bir albüm çıkardı. |
| 2 | Genel | Genel | remove fiil Örnek cümleRemove the battery before cleaning. Temizlemeden önce pili çıkarın. |
| 3 | Phrasal Verb | Phrasal Verb çıkarmak (giysi) | Örnek cümleTake off your shoes at the door. Kapıda ayakkabılarını çıkar. |
| 4 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (diyetten) çıkarmak | Örnek cümleI've cut out sugar completely. Şekeri tamamen bıraktım. |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (aniden) başarılı olmak, hızla yaygınlaşmak; havalanmak; (sth) çıkarmak Akademik karşılığı: succeed; depart | take off phrasal verb Örnek cümleOnline learning really took off when schools were forced to close. Okullar kapanmak zorunda kalınca çevrim içi eğitim gerçekten hızla yaygınlaştı. |
| 6 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | dig up sth phrasal verb Örnek cümleArchaeologists dug up the remains of a Roman villa. Arkeologlar bir Roma villasının kalıntılarını kazıp çıkardı. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | let out sth phrasal verb Örnek cümleSomeone let out the news before the official announcement. Biri resmi açıklamadan önce haberi ağzından kaçırdı. |
| 8 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | come out with sth phrasal verb Örnek cümleThe minister came out with a surprising admission during the interview. Bakan röportaj sırasında şaşırtıcı bir itirafta bulundu. |
Anlamında "çıkarmak" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThe study revealed some surprising facts. Çalışma bazı şaşırtıcı gerçekleri ortaya koydu. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleHow can you justify such a high price? Böyle yüksek bir fiyatı nasıl gerekçelendirebilirsin? |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümleHe was dismissed for misconduct. Kötü davranış nedeniyle işten çıkarıldı. |
| 4 | Genel | Genel | Örnek cümleThe report highlights three problems. Rapor üç sorunu öne çıkarıyor. |
| 5 | Genel | Genel | Örnek cümleFrom the clues, she deduced who the thief was. İpuçlarından hırsızın kim olduğunu çıkardı. |
| 6 | Genel | Genel | Örnek cümleThe results vindicated her decision. Sonuçlar kararını haklı çıkardı. |
| 7 | Genel | Genel | Örnek cümleHe extolled the virtues of cycling. Bisikletin faydalarını göklere çıkardı. |
| 8 | Genel | Genel | Örnek cümleThe question elicited no response. Soru hiçbir tepki almadı. |
| 9 | Genel | Genel | maximise fiil Örnek cümlePlan your time to maximise your score. Puanını en üst düzeye çıkarmak için zamanını planla. |
| 10 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI want to get rid of this old sofa. Bu eski kanepeden kurtulmak istiyorum. |
| 11 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleShe did well in her exams. Sınavlarında başarılı oldu. |
| 12 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleDon't jump to conclusions. Hemen sonuç çıkarma. |
| 13 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt's too early to draw a conclusion. Sonuç çıkarmak için çok erken. |
| 14 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWho let the cat out of the bag about the party? Parti konusunda baklayı ağzından kim çıkardı? |
| 15 | Phrasal Verb | Phrasal Verb işten çıkarmak (ekonomik nedenle) | Örnek cümleThe factory may lay off 200 workers. Fabrika 200 işçiyi işten çıkarabilir. |
| 16 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | write off sth phrasal verb Örnek cümleThe bank wrote off millions in loans that would never be repaid. Banka hiçbir zaman geri ödenmeyecek milyonlarca liralık krediyi sildi. |
| 17 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | find out (sth) phrasal verb Örnek cümleThe aim of the study was to find out why some patients respond better to treatment. Çalışmanın amacı bazı hastaların tedaviye neden daha iyi yanıt verdiğini ortaya çıkarmaktı. |
| 18 | Phrasal Verb | Phrasal Verb daha yüksek sesle konuşmak; (biri, bir şey için) sesini çıkarmak Akademik karşılığı: speak louder; advocate | speak up phrasal verb Örnek cümleEmployees are often afraid to speak up about unsafe working conditions. Çalışanlar çoğu zaman güvensiz çalışma koşulları hakkında sesini çıkarmaktan korkar. |
| 19 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | bring out sth phrasal verb Örnek cümleThe crisis brought out the best in many ordinary people. Kriz pek çok sıradan insandaki en iyi yanı ortaya çıkardı. |
| 20 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (uzun süre aranıp) bulup çıkarmak Akademik karşılığı: retrieve; unearth | dig out sth phrasal verb Örnek cümleThe journalist dug out old records that proved the company had known the risks. Gazeteci, şirketin riskleri bildiğini kanıtlayan eski kayıtları bulup çıkardı. |
| 21 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (bir şeyi) önemini abartarak vurgulamak; (play up) sorun çıkarmak Akademik karşılığı: emphasize; exaggerate | play up sth phrasal verb Örnek cümleThe advertisement plays up the car's safety features. Reklam aracın güvenlik özelliklerini öne çıkarıyor. |
| 22 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | throw up (sth) phrasal verb Örnek cümleThe study threw up some surprising results. Çalışma bazı şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı. |
| 23 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (yiyeceği, alışkanlığı) tamamen bırakmak; kesip çıkarmak; (cut out) (motor) durmak Akademik karşılığı: eliminate; remove | cut out sth phrasal verb Örnek cümleHer doctor advised her to cut out sugary drinks completely. Doktoru ona şekerli içecekleri tamamen bırakmasını önerdi. |
| 24 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | sell off sth phrasal verb Örnek cümleThe government sold off state-owned companies in the 1990s. Hükümet 1990'larda devlete ait şirketleri elden çıkardı. |
| 25 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (ekonomik nedenle) işten çıkarmak Akademik karşılığı: dismiss; make redundant | lay off sb phrasal verb Örnek cümleThe factory laid off two hundred workers when orders fell. Siparişler düşünce fabrika iki yüz işçiyi işten çıkardı. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.