Netfener

kalmak

Türkçe → İngilizce: kalmak

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

We stay in a hotel.

Bir otelde kalıyoruz.

2Genel
Örnek cümle

He failed the maths exam.

Matematik sınavından kaldı.

3Phrasal Verb
(…e) dayanmak, (…den) kalmak

Akademik karşılığı: originate

date back to sth phrasal verb
Örnek cümle

The earliest written records in the region date back to 3000 BC.

Bölgedeki en eski yazılı kayıtlar MÖ 3000'e dayanıyor.

Anlamında "kalmak" geçen terimler

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

The two teams drew 1–1.

İki takım 1-1 berabere kaldı.

2Genel
Örnek cümle

Nobody knows how he survived.

Nasıl hayatta kaldığını kimse bilmiyor.

3Kalıp
Örnek cümle

Walking is an easy way to keep fit.

Yürümek formda kalmanın kolay bir yolu.

4Kalıp
Örnek cümle

You can't sit on the fence forever.

Sonsuza kadar taraf seçmeden duramazsın.

5Kalıp
Örnek cümle

The hotel fell short of our expectations.

Otel beklentilerimizin altında kaldı.

6Kalıp
Örnek cümle

The doctor is running behind today.

Doktor bugün gecikiyor.

7Kalıp
Örnek cümle

I was taken aback by his rudeness.

Kabalığı karşısında şaşırıp kaldım.

8Kalıp
Örnek cümle

Unemployment remained stable.

İşsizlik sabit kaldı.

9Phrasal Verb
Örnek cümle

I fell behind with my homework.

Ödevlerimde geride kaldım.

10Phrasal Verb
Örnek cümle

He thought he could get away with it.

Paçayı kurtarabileceğini düşündü.

11Phrasal Verb
stick to sth phrasal verb
Örnek cümle

Patients who stick to their treatment plan recover more quickly.

Tedavi planına bağlı kalan hastalar daha hızlı iyileşir.

12Phrasal Verb
stick with sth phrasal verb
Örnek cümle

Many learners give up on a language if they do not stick with it for the first year.

Pek çok öğrenci ilk yıl bırakmazsa dili sürdürür; yoksa vazgeçer.

13Phrasal Verb
(gereğinden fazla) uzamak, sürüncemede kalmak

Akademik karşılığı: linger

drag on phrasal verb
Örnek cümle

The legal dispute dragged on for almost a decade.

Hukuki anlaşmazlık neredeyse on yıl sürüncemede kaldı.

14Phrasal Verb
(bir konunun) üzerinde uzun uzun durmak, takılıp kalmak

Akademik karşılığı: linger over

dwell on sth phrasal verb
Örnek cümle

The novel dwells on the narrator's childhood memories.

Roman, anlatıcının çocukluk anıları üzerinde uzun uzun duruyor.

15Phrasal Verb
pull through phrasal verb
Örnek cümle

Doctors were not sure the child would pull through.

Doktorlar çocuğun atlatıp atlatamayacağından emin değildi.

16Phrasal Verb
abide by sth phrasal verb
Örnek cümle

All member states must abide by the decisions of the court.

Tüm üye devletler mahkemenin kararlarına uymak zorundadır.

17Phrasal Verb
geride kalmak, (ödemeyi, işi) geciktirmek

Akademik karşılığı: lag

Örnek cümle

Children who miss school often fall behind their classmates.

Okulu kaçıran çocuklar çoğu zaman sınıf arkadaşlarının gerisinde kalır.

18Phrasal Verb
(geç saate kadar) uyumamak, ayakta kalmak

Akademik karşılığı: remain awake

stay up phrasal verb
Örnek cümle

Teenagers who stay up late are more likely to struggle at school.

Geç saatlere kadar uyumayan gençlerin okulda zorlanma olasılığı daha yüksektir.

19Phrasal Verb
(programın) gerisinde kalmak, gecikmek

Akademik karşılığı: be delayed

run behind phrasal verb
Örnek cümle

The construction of the new bridge is running behind schedule.

Yeni köprünün inşaatı programın gerisinde kalıyor.

20Phrasal Verb
(bir fırsatı) kaçırmak, (bir şeyden) mahrum kalmak

Akademik karşılığı: lose the chance

miss out (on sth) phrasal verb
Örnek cümle

Children in rural areas often miss out on extracurricular activities.

Kırsal bölgelerdeki çocuklar çoğu zaman ders dışı etkinliklerden mahrum kalıyor.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.