on
İngilizce → Türkçe: on
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThe book is on the table. Kitap masanın üstünde. |
Türkçe → İngilizce: on
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleThe shop opens at ten. Dükkan onda açılıyor. |
| 2 | Akademik | Akademik | preliminary sıfat Örnek cümlePreliminary results look promising. Ön sonuçlar umut verici görünüyor. |
"on" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler
| # | Kategori | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleGo straight on for two minutes. İki dakika dümdüz git. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleShe has a hands-on management style. İşin içinde olan bir yönetim tarzı var. |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümleHands-on learning keeps pupils engaged. Uygulamalı öğrenme öğrencileri ilgili tutar. |
| 4 | Genel | Genel | Örnek cümleThe leads have great on-screen chemistry. Başrollerin ekran uyumu harika. |
| 5 | Genel | Genel | Örnek cümleWhat's the return on investment? Yatırım getirisi nedir? |
| 6 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleAll winter coats are on sale. Tüm kışlık montlar indirimde. |
| 7 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe train arrived on time. Tren tam zamanında geldi. |
| 8 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt's cheap. On the other hand, it's slow. Ucuz. Öte yandan yavaş. |
| 9 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOn the one hand, it's cheap. Bir yandan ucuz. |
| 10 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI put on weight over the holidays. Tatilde kilo aldım. |
| 11 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOn second thoughts, I'll have tea instead. Bir daha düşündüm de, onun yerine çay alayım. |
| 12 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleIt wasn't boring. On the contrary, it was fascinating. Sıkıcı değildi. Tam tersine, büyüleyiciydi. |
| 13 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleCan you keep an eye on my bag? Çantama göz kulak olur musun? |
| 14 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleHis name is on the tip of my tongue. Adı dilimin ucunda. |
| 15 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleHis loud music gets on my nerves. Yüksek sesli müziği sinirime dokunuyor. |
| 16 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleEveryone was on edge before the results. Sonuçlardan önce herkes diken üstündeydi. |
| 17 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe two boys get on like a house on fire. İki çocuk çok iyi anlaşıyor. |
| 18 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleLet's make sure we're all on the same page. Hepimizin aynı noktada olduğundan emin olalım. |
| 19 | Kalıp | Kalıp | (stüdyo dışında) gerçek mekânda Örnek cümleThe series was filmed on location in Mardin. Dizi Mardin'de gerçek mekânda çekildi. |
| 20 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOn the whole, I enjoyed the course. Genel olarak kursu beğendim. |
| 21 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI have a lot on my plate this month. Bu ay başım iş ile dolu. |
| 22 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleShe has her heart set on studying abroad. Yurt dışında okumayı çok istiyor. |
| 23 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleYou've hit the nail on the head. Tam üstüne bastın. |
| 24 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm still on the fence about the job. İş konusunda hâlâ kararsızım. |
| 25 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleYou can't sit on the fence forever. Sonsuza kadar taraf seçmeden duramazsın. |
| 26 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm writing on behalf of my manager. Müdürüm adına yazıyorum. |
| 27 | Kalıp | Kalıp | (sözleşmeyi) imzalamak Örnek cümleRead everything before you sign on the dotted line. İmzalamadan önce her şeyi oku. |
| 28 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm with you on that — it's too risky. Bu konuda seninleyim, çok riskli. |
| 29 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWe're on track to finish by June. Hazirana kadar bitirmek için yolundayız. |
| 30 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOn average, people sleep seven hours. İnsanlar ortalama yedi saat uyur. |
| 31 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleAmbulances are on standby. Ambulanslar hazırda bekliyor. |
| 32 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'll leave early to be on the safe side. Ne olur ne olmaz, erken çıkacağım. |
| 33 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleI'm still on good terms with my ex. Eski sevgilimle aram hâlâ iyi. |
| 34 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleOn balance, the benefits outweigh the costs. Genel olarak değerlendirildiğinde faydalar maliyetlerden ağır basıyor. |
| 35 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleEveryone is jumping on the AI bandwagon. Herkes yapay zekâ rüzgârına kapılıyor. |
| 36 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleYou're on thin ice after yesterday. Dünden sonra ince buz üstündesin. |
| 37 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe writing is on the wall for the old factory. Eski fabrikanın sonunun geldiği belli. |
| 38 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleHe has a chip on his shoulder about his education. Eğitimi konusunda içinde bir ukde var. |
| 39 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe letters shed light on his early life. Mektuplar onun erken yaşamına ışık tutuyor. |
| 40 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe paper draws on interviews with teachers. Makale öğretmenlerle yapılan görüşmelerden yararlanıyor. |
| 41 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleThe species is on the verge of extinction. Tür yok olmanın eşiğinde. |
| 42 | Kalıp | Kalıp | (ilişki) sallantıda Örnek cümleTheir marriage is on the rocks. Evlilikleri sallantıda. |
| 43 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWe're on the same wavelength. Aynı frekanstayız. |
| 44 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleBig changes are on the horizon. Ufukta büyük değişiklikler var. |
| 45 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleWould you jump? — Not on your life! Atlar mısın? — Hayatta olmaz! |
| 46 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleHer name… it's on the tip of my tongue! Adı… dilimin ucunda! |
| 47 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümlePut on your shoes, we're late. Ayakkabılarını giy, geç kaldık. İpucu: Giyinme eylemini anlatır; “wear” ise giymiş olma hâlidir. |
| 48 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | denemek (giysi) Örnek cümleCan I try on this jacket? Bu ceketi deneyebilir miyim? |
| 49 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI get on well with my sister. Kız kardeşimle iyi geçiniyorum. |
| 50 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | binmek (araç) Örnek cümleGet on the bus at the front. Otobüse ön kapıdan bin. |
| 51 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | açmak (cihaz) Örnek cümleTurn on the light, please. Işığı aç, lütfen. |
| 52 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleGo on, I'm listening. Devam et, dinliyorum. |
| 53 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI'm trying to cut down on sugar. Şekeri azaltmaya çalışıyorum. |
| 54 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleCarry on working — I'll be back in a minute. Çalışmaya devam et, bir dakikaya dönerim. İpucu: carry on + -ing |
| 55 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI'm working on my pronunciation. Telaffuzum üzerinde çalışıyorum. |
| 56 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleYou can always count on me. Bana her zaman güvenebilirsin. |
| 57 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleStop picking on your little brother! Küçük kardeşine sataşmayı bırak! |
| 58 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleDon't look down on people with less money. Daha az parası olan insanları küçümseme. |
| 59 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI need to brush up on my French. Fransızcamı tazelemem gerek. |
| 60 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleWe need to cut back on eating out. Dışarıda yemeyi azaltmamız gerek. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.