Netfener

on

İngilizce → Türkçe: on

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

The book is on the table.

Kitap masanın üstünde.

Türkçe → İngilizce: on

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

The shop opens at ten.

Dükkan onda açılıyor.

2Akademik
Örnek cümle

Preliminary results look promising.

Ön sonuçlar umut verici görünüyor.

"on" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

Go straight on for two minutes.

İki dakika dümdüz git.

2Genel
Örnek cümle

She has a hands-on management style.

İşin içinde olan bir yönetim tarzı var.

3Genel
Örnek cümle

Hands-on learning keeps pupils engaged.

Uygulamalı öğrenme öğrencileri ilgili tutar.

4Genel
Örnek cümle

The leads have great on-screen chemistry.

Başrollerin ekran uyumu harika.

5Genel
Örnek cümle

What's the return on investment?

Yatırım getirisi nedir?

6Kalıp
Örnek cümle

All winter coats are on sale.

Tüm kışlık montlar indirimde.

7Kalıp
Örnek cümle

The train arrived on time.

Tren tam zamanında geldi.

8Kalıp
Örnek cümle

It's cheap. On the other hand, it's slow.

Ucuz. Öte yandan yavaş.

9Kalıp
Örnek cümle

On the one hand, it's cheap.

Bir yandan ucuz.

10Kalıp
Örnek cümle

I put on weight over the holidays.

Tatilde kilo aldım.

11Kalıp
Örnek cümle

On second thoughts, I'll have tea instead.

Bir daha düşündüm de, onun yerine çay alayım.

12Kalıp
Örnek cümle

It wasn't boring. On the contrary, it was fascinating.

Sıkıcı değildi. Tam tersine, büyüleyiciydi.

13Kalıp
Örnek cümle

Can you keep an eye on my bag?

Çantama göz kulak olur musun?

14Kalıp
Örnek cümle

His name is on the tip of my tongue.

Adı dilimin ucunda.

15Kalıp
Örnek cümle

His loud music gets on my nerves.

Yüksek sesli müziği sinirime dokunuyor.

16Kalıp
Örnek cümle

Everyone was on edge before the results.

Sonuçlardan önce herkes diken üstündeydi.

17Kalıp
Örnek cümle

The two boys get on like a house on fire.

İki çocuk çok iyi anlaşıyor.

18Kalıp
Örnek cümle

Let's make sure we're all on the same page.

Hepimizin aynı noktada olduğundan emin olalım.

19Kalıp
(stüdyo dışında) gerçek mekânda
Örnek cümle

The series was filmed on location in Mardin.

Dizi Mardin'de gerçek mekânda çekildi.

20Kalıp
Örnek cümle

On the whole, I enjoyed the course.

Genel olarak kursu beğendim.

21Kalıp
Örnek cümle

I have a lot on my plate this month.

Bu ay başım iş ile dolu.

22Kalıp
Örnek cümle

She has her heart set on studying abroad.

Yurt dışında okumayı çok istiyor.

23Kalıp
Örnek cümle

You've hit the nail on the head.

Tam üstüne bastın.

24Kalıp
Örnek cümle

I'm still on the fence about the job.

İş konusunda hâlâ kararsızım.

25Kalıp
Örnek cümle

You can't sit on the fence forever.

Sonsuza kadar taraf seçmeden duramazsın.

26Kalıp
Örnek cümle

I'm writing on behalf of my manager.

Müdürüm adına yazıyorum.

27Kalıp
(sözleşmeyi) imzalamak
Örnek cümle

Read everything before you sign on the dotted line.

İmzalamadan önce her şeyi oku.

28Kalıp
Örnek cümle

I'm with you on that — it's too risky.

Bu konuda seninleyim, çok riskli.

29Kalıp
Örnek cümle

We're on track to finish by June.

Hazirana kadar bitirmek için yolundayız.

30Kalıp
Örnek cümle

On average, people sleep seven hours.

İnsanlar ortalama yedi saat uyur.

31Kalıp
Örnek cümle

Ambulances are on standby.

Ambulanslar hazırda bekliyor.

32Kalıp
Örnek cümle

I'll leave early to be on the safe side.

Ne olur ne olmaz, erken çıkacağım.

33Kalıp
Örnek cümle

I'm still on good terms with my ex.

Eski sevgilimle aram hâlâ iyi.

34Kalıp
Örnek cümle

On balance, the benefits outweigh the costs.

Genel olarak değerlendirildiğinde faydalar maliyetlerden ağır basıyor.

35Kalıp
Örnek cümle

Everyone is jumping on the AI bandwagon.

Herkes yapay zekâ rüzgârına kapılıyor.

36Kalıp
Örnek cümle

You're on thin ice after yesterday.

Dünden sonra ince buz üstündesin.

37Kalıp
Örnek cümle

The writing is on the wall for the old factory.

Eski fabrikanın sonunun geldiği belli.

38Kalıp
Örnek cümle

He has a chip on his shoulder about his education.

Eğitimi konusunda içinde bir ukde var.

39Kalıp
Örnek cümle

The letters shed light on his early life.

Mektuplar onun erken yaşamına ışık tutuyor.

40Kalıp
Örnek cümle

The paper draws on interviews with teachers.

Makale öğretmenlerle yapılan görüşmelerden yararlanıyor.

41Kalıp
Örnek cümle

The species is on the verge of extinction.

Tür yok olmanın eşiğinde.

42Kalıp
(ilişki) sallantıda
Örnek cümle

Their marriage is on the rocks.

Evlilikleri sallantıda.

43Kalıp
Örnek cümle

We're on the same wavelength.

Aynı frekanstayız.

44Kalıp
Örnek cümle

Big changes are on the horizon.

Ufukta büyük değişiklikler var.

45Kalıp
Örnek cümle

Would you jump? — Not on your life!

Atlar mısın? — Hayatta olmaz!

46Kalıp
Örnek cümle

Her name… it's on the tip of my tongue!

Adı… dilimin ucunda!

47Phrasal Verb
put on phrasal verb
Örnek cümle

Put on your shoes, we're late.

Ayakkabılarını giy, geç kaldık.

İpucu: Giyinme eylemini anlatır; “wear” ise giymiş olma hâlidir.

48Phrasal Verb
try on phrasal verb
denemek (giysi)
Örnek cümle

Can I try on this jacket?

Bu ceketi deneyebilir miyim?

49Phrasal Verb
Örnek cümle

I get on well with my sister.

Kız kardeşimle iyi geçiniyorum.

50Phrasal Verb
get on phrasal verb
binmek (araç)
Örnek cümle

Get on the bus at the front.

Otobüse ön kapıdan bin.

51Phrasal Verb
turn on phrasal verb
açmak (cihaz)
Örnek cümle

Turn on the light, please.

Işığı aç, lütfen.

52Phrasal Verb
go on phrasal verb
Örnek cümle

Go on, I'm listening.

Devam et, dinliyorum.

53Phrasal Verb
Örnek cümle

I'm trying to cut down on sugar.

Şekeri azaltmaya çalışıyorum.

54Phrasal Verb
carry on phrasal verb
Örnek cümle

Carry on working — I'll be back in a minute.

Çalışmaya devam et, bir dakikaya dönerim.

İpucu: carry on + -ing

55Phrasal Verb
work on phrasal verb
Örnek cümle

I'm working on my pronunciation.

Telaffuzum üzerinde çalışıyorum.

56Phrasal Verb
count on phrasal verb
Örnek cümle

You can always count on me.

Bana her zaman güvenebilirsin.

57Phrasal Verb
pick on phrasal verb
Örnek cümle

Stop picking on your little brother!

Küçük kardeşine sataşmayı bırak!

58Phrasal Verb
Örnek cümle

Don't look down on people with less money.

Daha az parası olan insanları küçümseme.

59Phrasal Verb
Örnek cümle

I need to brush up on my French.

Fransızcamı tazelemem gerek.

60Phrasal Verb
Örnek cümle

We need to cut back on eating out.

Dışarıda yemeyi azaltmamız gerek.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.