büyütmek
Türkçe → İngilizce: büyütmek
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleShe raised three children alone. Üç çocuğu tek başına büyüttü. |
| 2 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | scale up sth phrasal verb Örnek cümleThe firm plans to scale up production once the prototype is approved. Firma, prototip onaylanınca üretimi büyütmeyi planlıyor. |
| 3 | Phrasal Verb | Phrasal Verb patlamak; (sth) havaya uçurmak; (fırtına) çıkmak; (fotoğrafı) büyütmek Akademik karşılığı: explode; arise | blow up phrasal verb Örnek cümleA violent storm blew up while the boats were still at sea. Tekneler hâlâ denizdeyken şiddetli bir fırtına çıktı. |
Anlamında "büyütmek" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleI overestimated how much time I had. Ne kadar vaktim olduğunu fazla tahmin ettim. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleDon't mollycoddle him — let him try. Onu el bebek gül bebek büyütme, denemesine izin ver. |
| 3 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleShe was brought up by her grandmother. Büyükannesi tarafından büyütüldü. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.