Netfener

çıkmak

Türkçe → İngilizce: çıkmak

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

The bus leaves at noon.

Otobüs öğlen kalkıyor.

2Phrasal Verb
(biriyle) çıkmak
Örnek cümle

How long have you been going out with him?

Ne zamandır onunla çıkıyorsun?

3Phrasal Verb
come up phrasal verb
Örnek cümle

Something came up, so I can't come.

Bir şey çıktı, gelemiyorum.

4Phrasal Verb
come out phrasal verb
Örnek cümle

The truth about the accident came out only years later.

Kazayla ilgili gerçek ancak yıllar sonra ortaya çıktı.

5Phrasal Verb
come up phrasal verb
Örnek cümle

The question of funding came up at every meeting.

Finansman meselesi her toplantıda gündeme geldi.

6Phrasal Verb
patlamak; (sth) havaya uçurmak; (fırtına) çıkmak; (fotoğrafı) büyütmek

Akademik karşılığı: explode; arise

blow up phrasal verb
Örnek cümle

A violent storm blew up while the boats were still at sea.

Tekneler hâlâ denizdeyken şiddetli bir fırtına çıktı.

Anlamında "çıkmak" geçen terimler

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

A rainbow appeared in the sky.

Gökyüzünde bir gökkuşağı belirdi.

2Genel
Örnek cümle

Many people oppose the new law.

Birçok kişi yeni yasaya karşı çıkıyor.

3Genel
Örnek cümle

New problems emerged after the change.

Değişiklikten sonra yeni sorunlar ortaya çıktı.

4Genel
Örnek cümle

The price of rent has doubled.

Kira fiyatı iki katına çıktı.

5Genel
Örnek cümle

The number of visitors tripled.

Ziyaretçi sayısı üç katına çıktı.

6Genel
Örnek cümle

She's coping well with the stress.

Stresle iyi başa çıkıyor.

7Genel
Örnek cümle

The eggs hatched after two weeks.

Yumurtalar iki hafta sonra çatladı.

8Genel
Örnek cümle

We watched events unfold on TV.

Olayların gelişimini televizyondan izledik.

9Kalıp
Örnek cümle

Let's go for a walk after dinner.

Akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkalım.

10Kalıp
Örnek cümle

Her discovery made the headlines.

Keşfi manşetlere çıktı.

11Kalıp
iki katına çıkmak (büyüklük)
Örnek cümle

The city has doubled in size.

Şehir iki katına çıktı.

12Kalıp
Örnek cümle

The party got out of hand.

Parti kontrolden çıktı.

13Phrasal Verb
go out phrasal verb
Örnek cümle

We go out on Friday nights.

Cuma akşamları dışarı çıkarız.

14Phrasal Verb
set off phrasal verb
Örnek cümle

We set off early in the morning.

Sabah erkenden yola çıktık.

15Phrasal Verb
turn out phrasal verb
Örnek cümle

The film turned out to be really good.

Filmin çok iyi olduğu ortaya çıktı.

İpucu: turn out to be + sıfat/isim

16Phrasal Verb
deal with phrasal verb
Örnek cümle

The manager will deal with your complaint.

Müdür şikâyetinizle ilgilenecek.

17Phrasal Verb
Örnek cümle

You should stand up for your friends.

Arkadaşlarına arka çıkmalısın.

18Phrasal Verb
cope with phrasal verb
Örnek cümle

How do you cope with stress?

Stresle nasıl başa çıkıyorsun?

19Phrasal Verb
show up phrasal verb
Örnek cümle

Only five people showed up to the party.

Partiye sadece beş kişi geldi.

20Phrasal Verb
crop up phrasal verb
Örnek cümle

Problems keep cropping up.

Sürekli sorunlar çıkıyor.

21Phrasal Verb
open up phrasal verb
Örnek cümle

The new trade agreement opened up markets for local farmers.

Yeni ticaret anlaşması yerel çiftçiler için pazarlar açtı.

22Phrasal Verb
(fiyat, oran) düşmek; (karar) …yönünde çıkmak

Akademik karşılığı: fall; decline

come down phrasal verb
Örnek cümle

The price of solar panels has come down by more than eighty per cent.

Güneş panellerinin fiyatı yüzde sekseninden fazla düştü.

23Phrasal Verb
come about phrasal verb
Örnek cümle

Scientists are still unsure how the first living cells came about.

Bilim insanları ilk canlı hücrelerin nasıl ortaya çıktığından hâlâ emin değil.

24Phrasal Verb
(bir şeyden) sonuç çıkmak, (…in) sonucu olmak

Akademik karşılığı: result from

come of sth phrasal verb
Örnek cümle

Nothing came of the talks, and the conflict continued.

Görüşmelerden bir sonuç çıkmadı ve çatışma sürdü.

25Phrasal Verb
(zor bir durumla) başa çıkmak

Akademik karşılığı: manage; handle

cope with sth phrasal verb
Örnek cümle

Hospitals struggled to cope with the number of patients during the epidemic.

Salgın sırasında hastaneler hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandı.

26Phrasal Verb
(beklenmedik biçimde) ortaya çıkmak, bulunmak; gelmek; (sth) bulmak

Akademik karşılığı: appear; be found

turn up phrasal verb
Örnek cümle

The missing documents turned up in an old filing cabinet.

Kayıp belgeler eski bir dosya dolabında ortaya çıktı.

27Phrasal Verb
show up phrasal verb
Örnek cümle

Some diseases do not show up on standard blood tests.

Bazı hastalıklar standart kan testlerinde görünmez.

28Phrasal Verb
crop up phrasal verb
Örnek cümle

Problems kept cropping up during the first weeks of the project.

Projenin ilk haftalarında sürekli beklenmedik sorunlar çıktı.

29Phrasal Verb
(hızla ve birden) ortaya çıkmak, türemek

Akademik karşılığı: emerge rapidly

spring up phrasal verb
Örnek cümle

New cafés have sprung up all over the old industrial district.

Eski sanayi bölgesinin her yerinde yeni kafeler türedi.

30Phrasal Verb
stand out phrasal verb
Örnek cümle

One result stands out: girls outperformed boys in every subject.

Bir sonuç göze çarpıyor: kızlar her derste erkeklerden daha başarılıydı.

31Phrasal Verb
(…olduğu) ortaya çıkmak, …olarak sonuçlanmak; (sth) üretmek; (bir etkinliğe) katılmak

Akademik karşılığı: prove; result

turn out phrasal verb
Örnek cümle

The new drug turned out to be less effective than expected.

Yeni ilacın beklenenden daha az etkili olduğu ortaya çıktı.

32Phrasal Verb
(aniden) belirmek, ortaya çıkmak

Akademik karşılığı: appear suddenly

pop up phrasal verb
Örnek cümle

Warning messages pop up when the system detects a virus.

Sistem bir virüs algıladığında uyarı mesajları aniden belirir.

33Phrasal Verb
set off phrasal verb
Örnek cümle

The climbers set off before dawn to avoid the afternoon storms.

Dağcılar öğleden sonraki fırtınalardan kaçınmak için şafaktan önce yola çıktı.

34Phrasal Verb
(önce desteklediği birine/şeye) karşı çıkmak, cephe almak

Akademik karşılığı: oppose

turn against sb/sth phrasal verb
Örnek cümle

Public opinion turned against the war as casualties rose.

Kayıplar arttıkça kamuoyu savaşa karşı cephe aldı.

35Phrasal Verb
grow back phrasal verb
Örnek cümle

Some lizards can grow back their tails after losing them.

Bazı kertenkeleler kaybettikleri kuyruklarını yeniden çıkarabilir.

36Phrasal Verb
go against sth phrasal verb
Örnek cümle

The new policy goes against the principles of fair competition.

Yeni politika adil rekabet ilkelerine aykırı.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.