bırakmak
Türkçe → İngilizce: bırakmak
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleLet me help you. Sana yardım edeyim. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleHe quit smoking last year. Geçen yıl sigarayı bıraktı. İpucu: quit – quit – quit |
| 3 | Genel | Genel | Örnek cümleHe refused to relinquish control. Kontrolü bırakmayı reddetti. |
| 4 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleDon't give up! Pes etme! |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb bırakmak (birini bir yere) | Örnek cümleI'll drop you off at the station. Seni istasyona bırakırım. |
| 6 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (okulu) bırakmak | Örnek cümleHe dropped out of university after a year. Bir yıl sonra üniversiteyi bıraktı. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | give up (sth) phrasal verb Örnek cümleThe study found that people who give up smoking gain years of life. Çalışma, sigarayı bırakan kişilerin ömürlerine yıllar eklediğini gösterdi. |
| 8 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | drop out (of sth) phrasal verb Örnek cümleStudents from low-income families are more likely to drop out of university. Düşük gelirli ailelerden gelen öğrencilerin üniversiteyi bırakma olasılığı daha yüksektir. |
| 9 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | drop off phrasal verb Örnek cümleVisitor numbers drop off sharply after the summer holidays. Yaz tatilinden sonra ziyaretçi sayıları keskin biçimde azalır. |
| 10 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | rule out sth phrasal verb Örnek cümleDoctors ruled out infection as the cause of the fever. Doktorlar ateşin nedeni olarak enfeksiyonu olasılık dışı bıraktı. |
| 11 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | lay down sth phrasal verb Örnek cümleThe law lays down strict limits on working hours. Yasa çalışma saatlerine katı sınırlar koyuyor. |
Anlamında "bırakmak" geçen terimler
| # | Kategori | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|
| 1 | Genel | Genel | Örnek cümleI always procrastinate before exams. Sınavlardan önce hep işleri ertelerim. |
| 2 | Genel | Genel | Örnek cümleChildren quickly outgrow their shoes. Çocuklar ayakkabılarını çabucak küçük getirir. |
| 3 | Genel | Genel | exclude fiil Örnek cümleThe price excludes tax. Fiyata vergi dahil değil. |
| 4 | Kalıp | Kalıp | Örnek cümleShe threw caution to the wind and quit. Tedbiri elden bırakıp istifa etti. |
| 5 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleI promised to help and I won't let you down. Yardım edeceğime söz verdim, seni yüzüstü bırakmayacağım. |
| 6 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | Örnek cümleThe police haven't ruled out murder. Polis cinayet ihtimalini dışlamadı. |
| 7 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | give way (to sth) phrasal verb Örnek cümleTraditional markets have gradually given way to large supermarkets. Geleneksel pazarlar yerini yavaş yavaş büyük süpermarketlere bıraktı. |
| 8 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | put aside sth phrasal verb Örnek cümleThe two parties put aside their differences to pass the budget. İki parti bütçeyi geçirmek için anlaşmazlıklarını bir kenara bıraktı. |
| 9 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | shut out sb/sth phrasal verb Örnek cümleSmall producers feel shut out of the global market. Küçük üreticiler kendilerini küresel pazarın dışında bırakılmış hissediyor. |
| 10 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | let out sth phrasal verb Örnek cümleSomeone let out the news before the official announcement. Biri resmi açıklamadan önce haberi ağzından kaçırdı. |
| 11 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (yiyeceği, alışkanlığı) tamamen bırakmak; kesip çıkarmak; (cut out) (motor) durmak Akademik karşılığı: eliminate; remove | cut out sth phrasal verb Örnek cümleHer doctor advised her to cut out sugary drinks completely. Doktoru ona şekerli içecekleri tamamen bırakmasını önerdi. |
| 12 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | let down sb phrasal verb Örnek cümleMany voters felt let down by the government's broken promises. Pek çok seçmen hükümetin tutulmayan vaatleri yüzünden hayal kırıklığına uğradı. |
| 13 | Phrasal Verb | Phrasal Verb (birini) cezasız bırakmak, hafif cezayla kurtarmak; (silahı) ateşlemek Akademik karşılığı: pardon; excuse | let off sb phrasal verb Örnek cümleThe young driver was let off with a warning. Genç sürücü bir uyarıyla cezasız bırakıldı. |
| 14 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | leave out sb/sth phrasal verb Örnek cümleThe report left out important information about side effects. Rapor yan etkilerle ilgili önemli bilgileri dışarıda bıraktı. |
| 15 | Phrasal Verb | Phrasal Verb | allow for sth phrasal verb Örnek cümleThe budget allows for a ten per cent rise in energy costs. Bütçe enerji maliyetlerinde yüzde onluk bir artışı hesaba katıyor. |
Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.