Netfener

break

İngilizce → Türkçe: break

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

Let's take a short break.

Kısa bir mola verelim.

2Genel
Örnek cümle

Who broke the window?

Pencereyi kim kırdı?

"break" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

I call my mother in my lunch break.

Öğle arasında annemi ararım.

2Kalıp
Örnek cümle

You're breaking the law.

Yasayı çiğniyorsun.

3Kalıp
Örnek cümle

A funny story helped to break the ice.

Komik bir hikâye buzları eritti.

4Kalıp
Örnek cümle

If you break the rules, you'll be punished.

Kuralları çiğnersen cezalandırılırsın.

5Kalıp
Örnek cümle

She broke his heart when she left.

Gittiğinde onun kalbini kırdı.

6Kalıp
(kötü) haberi vermek
Örnek cümle

Who's going to break the news to her?

Haberi ona kim verecek?

7Kalıp
başa baş gelmek (kâr/zarar yok)
Örnek cümle

The café broke even in its first year.

Kafe ilk yılında başa baş geldi.

8Kalıp
Örnek cümle

He broke the world record.

Dünya rekorunu kırdı.

9Kalıp
bol şans (sahne öncesi)
Örnek cümle

Break a leg tonight!

Bu akşam bol şans!

10Phrasal Verb
bozulmak (araç)
Örnek cümle

Our car broke down on the motorway.

Arabamız otoyolda bozuldu.

11Phrasal Verb
break up phrasal verb
(ilişki) bitirmek, ayrılmak
Örnek cümle

She broke up with her boyfriend.

Erkek arkadaşından ayrıldı.

12Phrasal Verb
break off sth phrasal verb
Örnek cümle

The two countries broke off diplomatic relations in 1962.

İki ülke 1962'de diplomatik ilişkilerini kesti.

13Phrasal Verb
break out in sth phrasal verb
Örnek cümle

Some patients break out in a rash after taking the medicine.

Bazı hastaların ilacı aldıktan sonra cildinde birden kızarıklık çıkar.

14Phrasal Verb
break with sth phrasal verb
Örnek cümle

The architect broke with tradition by using glass instead of stone.

Mimar taş yerine cam kullanarak gelenekten koptu.

15Phrasal Verb
break up phrasal verb
Örnek cümle

Police broke up the crowd outside the parliament building.

Polis meclis binasının önündeki kalabalığı dağıttı.

16Phrasal Verb
break down phrasal verb
(makine) bozulmak; (görüşme) çökmek; (sth) parçalara ayırmak, ayrıştırmak; (madde) ayrışmak

Akademik karşılığı: fail; analyse; decompose

Örnek cümle

Enzymes break down food into smaller molecules.

Enzimler besinleri daha küçük moleküllere ayrıştırır.

17Phrasal Verb
break into sth phrasal verb
(bir yere zorla) girmek; (yeni bir pazara) girmek

Akademik karşılığı: burgle; enter

Örnek cümle

The company is trying to break into the Asian market.

Şirket Asya pazarına girmeye çalışıyor.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.