Netfener

down

İngilizce → Türkçe: down

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

Sit down, please.

Oturun, lütfen.

"down" geçen ifadeler ve phrasal verb'ler

#İngilizceTürkçe
1Genel
Örnek cümle

Despite being famous, she's very down-to-earth.

Ünlü olmasına rağmen çok mütevazı ve gerçekçi.

2Genel
Örnek cümle

The neighbourhood was run-down twenty years ago.

Mahalle yirmi yıl önce bakımsızdı.

3Genel
Örnek cümle

We need a 25% down payment.

%25 peşinata ihtiyacımız var.

4Genel
(kardeşten kalma) eski kıyafet
Örnek cümle

I wore my brother's hand-me-downs.

Abimden kalan kıyafetleri giyerdim.

5Genel
damlama (ekonomisi)
Örnek cümle

Critics reject trickle-down economics.

Eleştirmenler damlama ekonomisini reddediyor.

6Kalıp
Örnek cümle

My mum put her foot down about screen time.

Annem ekran süresi konusunda kesin tavır koydu.

7Phrasal Verb
cut down phrasal verb
kesmek (ağaç); azaltmak
Örnek cümle

They cut down the old trees.

Yaşlı ağaçları kestiler.

8Phrasal Verb
lie down phrasal verb
Örnek cümle

Lie down and rest for a while.

Uzan ve biraz dinlen.

9Phrasal Verb
turn down phrasal verb
Örnek cümle

Please turn down the TV.

Lütfen televizyonun sesini kıs.

10Phrasal Verb
sit down phrasal verb
Örnek cümle

Please sit down.

Lütfen oturun.

11Phrasal Verb
Örnek cümle

Write down the new words.

Yeni kelimeleri not al.

12Phrasal Verb
bozulmak (araç)
Örnek cümle

Our car broke down on the motorway.

Arabamız otoyolda bozuldu.

13Phrasal Verb
slow down phrasal verb
Örnek cümle

Slow down, you're driving too fast!

Yavaşla, çok hızlı sürüyorsun!

14Phrasal Verb
Örnek cümle

I'm trying to cut down on sugar.

Şekeri azaltmaya çalışıyorum.

15Phrasal Verb
let down phrasal verb
Örnek cümle

I promised to help and I won't let you down.

Yardım edeceğime söz verdim, seni yüzüstü bırakmayacağım.

16Phrasal Verb
Örnek cümle

He wants to settle down and have children.

Düzen kurup çocuk sahibi olmak istiyor.

17Phrasal Verb
calm down phrasal verb
Örnek cümle

Calm down and tell me what happened.

Sakin ol ve bana ne olduğunu anlat.

18Phrasal Verb
Örnek cümle

Don't look down on people with less money.

Daha az parası olan insanları küçümseme.

19Phrasal Verb
step down phrasal verb
Örnek cümle

The CEO will step down after the scandal.

CEO skandalın ardından görevden çekilecek.

20Phrasal Verb
wind down phrasal verb
Örnek cümle

The company is winding down its operations.

Şirket faaliyetlerini yavaş yavaş sonlandırıyor.

21Phrasal Verb
(ciddi şekilde) işe koyulmak
Örnek cümle

It's time to knuckle down and study.

Artık ciddi şekilde çalışmaya koyulma zamanı.

22Phrasal Verb
(özünde) …e varmak
Örnek cümle

It all boils down to money.

Her şey sonunda paraya çıkıyor.

23Phrasal Verb
play down phrasal verb
Örnek cümle

The government played down the risks.

Hükümet riskleri önemsizmiş gibi gösterdi.

24Phrasal Verb
(seçenekleri) daraltmak
Örnek cümle

We've narrowed it down to two candidates.

Seçenekleri iki adaya indirdik.

25Phrasal Verb
wolf down phrasal verb
Örnek cümle

He wolfed down his lunch.

Öğle yemeğini yiyip yuttu.

26Phrasal Verb
Örnek cümle

Countries agreed to phase down coal.

Ülkeler kömürü aşamalı azaltmayı kabul etti.

27Phrasal Verb
Örnek cümle

Don't talk down to me.

Benimle tepeden konuşma.

28Phrasal Verb
pipe down phrasal verb
Örnek cümle

Pipe down, the baby's asleep!

Sesinizi kesin, bebek uyuyor!

29Phrasal Verb
(bağırarak) susturmak
Örnek cümle

The speaker was shouted down.

Konuşmacı bağrışlarla susturuldu.

30Phrasal Verb
back down phrasal verb
Örnek cümle

Neither side will back down.

İki taraf da geri adım atmayacak.

31Phrasal Verb
tone down phrasal verb
Örnek cümle

Can you tone down your language?

Dilini biraz yumuşatabilir misin?

32Phrasal Verb
get down to sth phrasal verb
(bir işe) ciddi biçimde koyulmak

Akademik karşılığı: tackle

Örnek cümle

After months of discussion, the committee finally got down to drafting the law.

Aylarca süren tartışmanın ardından komite sonunda yasayı yazmaya koyuldu.

33Phrasal Verb
close down phrasal verb
(işyeri, kurum) kapanmak; (sth) kapatmak

Akademik karşılığı: shut

Örnek cümle

Dozens of local newspapers closed down in the last decade.

Son on yılda düzinelerce yerel gazete kapandı.

34Phrasal Verb
shut down phrasal verb
(makine, sistem, tesis) kapanmak; (sth) kapatmak, durdurmak

Akademik karşılığı: stop; close

Örnek cümle

The nuclear plant was shut down after an inspection found serious faults.

Bir denetimde ciddi kusurlar bulununca nükleer santral kapatıldı.

35Phrasal Verb
wind down phrasal verb
(faaliyet) yavaş yavaş azalıp sona ermek; dinlenmek

Akademik karşılığı: taper off; relax

Örnek cümle

The charity is winding down its operations in the region.

Yardım kuruluşu bölgedeki faaliyetlerini kademeli olarak sona erdiriyor.

36Phrasal Verb
back down phrasal verb
Örnek cümle

The minister refused to back down despite widespread protests.

Bakan yaygın protestolara rağmen geri adım atmayı reddetti.

37Phrasal Verb
step down phrasal verb
(görevden) çekilmek, istifa etmek

Akademik karşılığı: resign

Örnek cümle

The chief executive stepped down after the financial scandal.

Mali skandalın ardından genel müdür görevden çekildi.

38Phrasal Verb
cut down (on) sth phrasal verb
(tüketimi) azaltmak; (ağaç) kesmek

Akademik karşılığı: reduce

Örnek cümle

Doctors advise patients with high blood pressure to cut down on salt.

Doktorlar yüksek tansiyonlu hastalara tuzu azaltmalarını öneriyor.

39Phrasal Verb
slow down phrasal verb
yavaşlamak; (sth) yavaşlatmak

Akademik karşılığı: decelerate

Örnek cümle

Regular exercise may slow down the loss of memory in old age.

Düzenli egzersiz yaşlılıkta bellek kaybını yavaşlatabilir.

40Phrasal Verb
go down phrasal verb
Örnek cümle

Crime rates have gone down in most large cities since the 1990s.

1990'lardan bu yana büyük şehirlerin çoğunda suç oranları düştü.

41Phrasal Verb
come down phrasal verb
(fiyat, oran) düşmek; (karar) …yönünde çıkmak

Akademik karşılığı: fall; decline

Örnek cümle

The price of solar panels has come down by more than eighty per cent.

Güneş panellerinin fiyatı yüzde sekseninden fazla düştü.

42Phrasal Verb
die down phrasal verb
Örnek cümle

The rescue began as soon as the storm died down.

Fırtına diner dinmez kurtarma çalışması başladı.

43Phrasal Verb
wear down sth phrasal verb
aşındırmak; (direnci) yavaş yavaş kırmak, yıpratmak

Akademik karşılığı: erode; weaken

Örnek cümle

Years of stress can wear down the immune system.

Yıllarca süren stres bağışıklık sistemini yıpratabilir.

44Phrasal Verb
run down phrasal verb
Örnek cümle

The government was accused of running down public services.

Hükümet kamu hizmetlerini zayıflatmakla suçlandı.

45Phrasal Verb
play down sth phrasal verb
(önemini) küçümsemek, olduğundan az göstermek

Akademik karşılığı: downplay; minimize

Örnek cümle

Officials tried to play down the risks of the new chemical.

Yetkililer yeni kimyasalın risklerini olduğundan az göstermeye çalıştı.

46Phrasal Verb
boil down to sth phrasal verb
(özünde) …e varmak, …den ibaret olmak

Akademik karşılığı: amount to

Örnek cümle

The debate ultimately boils down to a question of cost.

Tartışma, özünde bir maliyet sorusuna varıyor.

47Phrasal Verb
come down to sth phrasal verb
(sonunda) …e bağlı olmak, …e indirgenmek

Akademik karşılığı: depend on

Örnek cümle

In the end, the choice of treatment comes down to the patient's age.

Sonunda tedavi seçimi hastanın yaşına bağlıdır.

48Phrasal Verb
narrow down sth phrasal verb
(seçenekleri) azaltmak, daraltmak

Akademik karşılığı: reduce; restrict

Örnek cümle

Genetic tests helped doctors narrow down the possible causes.

Genetik testler doktorların olası nedenleri daraltmasına yardımcı oldu.

49Phrasal Verb
turn down sth phrasal verb
Örnek cümle

The bank turned down their application for a loan.

Banka kredi başvurularını reddetti.

50Phrasal Verb
look down on sb/sth phrasal verb
(birini) küçük görmek, hor görmek

Akademik karşılığı: despise; scorn

Örnek cümle

Some people still look down on manual work.

Bazı insanlar hâlâ bedensel emeği küçük görüyor.

51Phrasal Verb
crack down on sth phrasal verb
(yasa dışı bir şeye karşı) sert önlem almak

Akademik karşılığı: suppress; clamp down

Örnek cümle

Police are cracking down on drivers who use mobile phones.

Polis cep telefonu kullanan sürücülere karşı sert önlem alıyor.

52Phrasal Verb
clamp down on sth phrasal verb
(bir davranışı) sıkı biçimde sınırlamak, engellemek

Akademik karşılığı: restrict; crack down

Örnek cümle

The authorities clamped down on illegal fishing in the bay.

Yetkililer koydaki yasa dışı avcılığa karşı sıkı önlem aldı.

53Phrasal Verb
hold down sth phrasal verb
(fiyatı, sayıyı) düşük tutmak; (bir işi) elde tutmak

Akademik karşılığı: keep low; retain

Örnek cümle

Strong competition has held down prices in the mobile phone market.

Güçlü rekabet cep telefonu pazarında fiyatları düşük tuttu.

54Phrasal Verb
keep down sth phrasal verb
(miktarı) düşük tutmak; (birini) baskı altında tutmak

Akademik karşılığı: limit; suppress

Örnek cümle

Farmers use natural predators to keep down the number of pests.

Çiftçiler zararlıların sayısını düşük tutmak için doğal avcılar kullanıyor.

55Phrasal Verb
tie down sb phrasal verb
Örnek cümle

Many young people do not want to be tied down by a long-term contract.

Pek çok genç uzun vadeli bir sözleşmeyle kendini bağlamak istemiyor.

56Phrasal Verb
bog down sth phrasal verb
(süreci) tıkamak, çıkmaza sokmak (çoğunlukla edilgen: get/be bogged down)

Akademik karşılığı: hinder; stall

Örnek cümle

The reform got bogged down in endless committee meetings.

Reform bitmek bilmeyen komisyon toplantılarında çıkmaza girdi.

57Phrasal Verb
weigh down sb/sth phrasal verb
Örnek cümle

Many graduates are weighed down by student debt.

Pek çok mezun öğrenci borcunun ağırlığı altında eziliyor.

58Phrasal Verb
come down with sth phrasal verb
(bir hastalığa) yakalanmak

Akademik karşılığı: contract

Örnek cümle

Half of the class came down with flu in the same week.

Sınıfın yarısı aynı hafta gribe yakalandı.

59Phrasal Verb
bring down sth phrasal verb
(ateşi, fiyatı, oranı) düşürmek; (hükümeti) devirmek

Akademik karşılığı: reduce; topple

Örnek cümle

The medicine helped to bring down the child's temperature.

İlaç çocuğun ateşini düşürmeye yardımcı oldu.

60Phrasal Verb
settle down phrasal verb
(bir yere) yerleşmek, düzen kurmak; durulmak, sakinleşmek

Akademik karşılığı: settle; stabilize

Örnek cümle

Markets settled down after the initial panic.

İlk paniğin ardından piyasalar duruldu.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.