Netfener

tutmak

Türkçe → İngilizce: tutmak

#Türkçeİngilizce
1Genel
(fiyatı) tutmak
Örnek cümle

How much does it cost?

Ne kadar tutuyor?

2Genel
Örnek cümle

Hold my hand when we cross.

Karşıya geçerken elimi tut.

3Genel
Örnek cümle

My family always supports me.

Ailem beni her zaman destekler.

4Genel
retain fiil
Örnek cümle

Reviews help you retain new words.

Tekrarlar yeni kelimeleri akılda tutmana yardımcı olur.

5Phrasal Verb
catch on phrasal verb
Örnek cümle

The idea of working from home caught on quickly after 2020.

Evden çalışma fikri 2020'den sonra hızla yaygınlaştı.

Anlamında "tutmak" geçen terimler

#Türkçeİngilizce
1Genel
Örnek cümle

Many people fast during Ramadan.

Birçok kişi Ramazan'da oruç tutar.

2Genel
Örnek cümle

Repetition helps you retain new words.

Tekrar, yeni kelimeleri akılda tutmana yardım eder.

3Genel
(değerini bilip) el üstünde tutmak
Örnek cümle

I cherish the memories of my childhood.

Çocukluk anılarımı çok değerli tutarım.

4Genel
exclude fiil
Örnek cümle

The price excludes tax.

Fiyata vergi dahil değil.

5Kalıp
Örnek cümle

Keep in mind that the shop closes at six.

Dükkânın altıda kapandığını aklında tut.

6Kalıp
Örnek cümle

He always keeps his promises.

Her zaman sözünü tutar.

İpucu: break a promise: sözünü tutmamak

7Kalıp
Örnek cümle

I don't want to take sides in their argument.

Tartışmalarında taraf tutmak istemiyorum.

8Kalıp
Örnek cümle

I wanted to argue but I bit my tongue.

Tartışmak istedim ama dilimi tuttum.

9Kalıp
Örnek cümle

I couldn't keep a straight face.

Gülmemek için kendimi tutamadım.

10Phrasal Verb
beklemek; dayanmak, tutunmak; (hold on to sth) elde tutmak

Akademik karşılığı: wait; persist

hold on phrasal verb
Örnek cümle

The small shop managed to hold on through two economic crises.

Küçük dükkan iki ekonomik krize rağmen ayakta kalmayı başardı.

11Phrasal Verb
beklemek; (hang on to sth) sıkıca tutmak, elden çıkarmamak

Akademik karşılığı: wait; retain

hang on phrasal verb
Örnek cümle

Investors hung on to their shares, hoping prices would recover.

Yatırımcılar fiyatların toparlanacağını umarak hisselerini elden çıkarmadı.

12Phrasal Verb
hold back sth phrasal verb
Örnek cümle

Poor infrastructure is holding back economic growth in rural areas.

Yetersiz altyapı kırsal bölgelerde ekonomik büyümeyi engelliyor.

13Phrasal Verb
hold up sth phrasal verb
Örnek cümle

Construction was held up by a shortage of steel.

İnşaat çelik sıkıntısı yüzünden aksadı.

14Phrasal Verb
(bir tartışmada) …in tarafını tutmak

Akademik karşılığı: support

side with sb phrasal verb
Örnek cümle

The court sided with the workers in their dispute with the company.

Mahkeme şirketle olan anlaşmazlıkta işçilerin tarafını tuttu.

15Phrasal Verb
ward off sth phrasal verb
Örnek cümle

Vitamin C is often said to ward off colds, although evidence is limited.

C vitamininin soğuk algınlığını uzak tuttuğu sık söylenir, ancak kanıtlar sınırlıdır.

16Phrasal Verb
(fiyatı, sayıyı) düşük tutmak; (bir işi) elde tutmak

Akademik karşılığı: keep low; retain

hold down sth phrasal verb
Örnek cümle

Strong competition has held down prices in the mobile phone market.

Güçlü rekabet cep telefonu pazarında fiyatları düşük tuttu.

17Phrasal Verb
(miktarı) düşük tutmak; (birini) baskı altında tutmak

Akademik karşılığı: limit; suppress

keep down sth phrasal verb
Örnek cümle

Farmers use natural predators to keep down the number of pests.

Çiftçiler zararlıların sayısını düşük tutmak için doğal avcılar kullanıyor.

18Phrasal Verb
keep out sth phrasal verb
Örnek cümle

A thick layer of fat keeps out the cold in Arctic animals.

Kalın bir yağ tabakası kutup hayvanlarında soğuğu dışarıda tutar.

Netfener Sözlük; Kelime Motoru (A1–C1), The Ultimate Phrasal Verbs Guide ve YÖKDİL alan sözlüklerimiz için Netfener tarafından hazırlanan anlam ve örneklerden oluşur. Telaffuz, cihazının kendi sesleriyle çalınır.